İranda Ticaret Yapmak – İranda İş Kurmak

Featured

Dünya barışı için atılan bu önemli adım en fazla hanlıların hayatını değiştirecek. Ambargonun kalkmasıyla 80 milyon nüfuslu ülkenin çağ atlaması beklenirken, dünya ticareti açısından da yeni bir kapı açılmış oldu. Dünya ticaretinde daralma yaşanırken İran pazarının açılması birçok ülkenin bu pazara yönelmesine yol açtı. İran’da kendilerine yeni bir pazar arayan Türk işadamlarının anlattıklarına bakılırsa lranlılar bugünlerde ticaret heyeti ağırlamaktan başlarını kaşıyacak vakit bulamıyorlar. İran pazarının elbette Türk şirketlere de büyük bir açılım yaratması bekleniyor. Özellikle Rusya ile yaşanan sıkıntılardan sonra birçok sektör için İran’ın kurtarıcı olacağı tahmin ediliyor.

POTANSİYELİ ÇOK YÜKSEK

İran, Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkeler arasında Kasım ayı itibariyle Rusya’nın ardından dokuzuncu sırada yer alıyor. Türkiye bu yılın Ocak-Kasım döneminde İran’a 3 milyar 324 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Gerçi geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında cüzi bir düşüş olsa da ihracatçılarımız gelecekten ümitli. Özellikle ambargonun 2016 yılının ikinci çeyreğinde fiilen kalkması ve bankacılık sisteminin yeniden dünya ile entegre olması beklentisi İran’ı 2016’nın yıldızı yapacak gibi görünüyor. Yaptırımların kalkmasının Iran ekonomisine yıllık 200 milyar dolar katkı sağlayacağı hesaplanıyor.

 

HEDEF, 30 MİLYAR DOLAR

İran, Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında ise altıncı sırada yer alıyor. İran’dan 2014 yılında 9 milyar 833 milyon dolarlık ithalat yaptık. Bu rakamın büyük bölümünü doğalgaz alımı oluşturuyor. Nitekim Türkiye İran’dan yıllık 10 milyon metreküp doğalgaz alıyor. Bavul ticareti de dahil edildiğinde iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 15 milyar doları aşıyor. Ambargonun tam olarak kalkması ve dış ticaretin iki ülke arasında rayına oturmasıyla İran-Türkiye dış ticaretinin birkaç yıl içinde iki katına çıkarak 30 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Zaten Ekonomi Bakanlığı da bunu hedefleyerek çalışıyor.

KAPI İLK BİZE ARALANDI!

Aslında İran kapısı dünyaya açılmadan Türkiye’ye aralanmıştı. 2014 yılının Kasım ayında Iran ile yapılan Tercihli Ticaret Anlaşması, 1 Ocak 2015’te yürürlüğe girdi. Bu anlaşmayla Türk tarafından 140, Iran tarafından 125 olmak üzere toplamda 265 üründe gümrük vergileri yüksek oranlarda düşürüldü ya da sıfırlandı. Tekstilden hazır giyime, elektronikten otomotiv yan sanayine kadar birçok sektörün ürünlerinde yüzde 30-40 oranında gümrük indirimi oldu. Üstelik her yılın sonunda iki ülkenin dış ticaret yönetimleri tekrar pazarlık masasına oturup, gümrük vergisi indirimi yapılan ürün sayısını artırmaya karar verdiler.

Ancak Türkiye için nihai hedefin, Iran ile bir ‘serbest ticaret anlaşması’ yapılması olduğunu belirtelim. Diğer bir deyişle TTA’nın (tercihli ticaret anlaşması) STA’ya (serbest ticaret anlaşması) çevrilmesi planlanıyor. 25-35 arası yeni ürünün daha yılsonuna kadar gümrüklerinin düşürülmesi ve ya sıfırlanması için müzakereler sürüyor. Tüm bu gelişmeleri öngörerek yılbaşında İran’daki Ticaret Müşavirliği’ni güçlendiren Ekonomi Bakanlığı, İran’da bir Türk Ticaret Merkezi kurulması için çalışmalarını sürdürüyor.

Yalnızca dış ticaret yetkililerimiz değil sanayi ve ticaret odalarından ihracatçı birliklerine, bağımsız iş STK’larından şirketlere kadar iş dünyasının tüm oyuncuları adeta Iran seferine çıkmış durumda. Iş dünyası örgütlerinin neredeyse tümünün bir ‘Iran gündemi’ var. Yıl boyunca İran’a ticari heyetler gönderip, oradan gelen işadamı gruplarını ağırlayan oda, birlik ve STK’lar halen fuarlar ve ticari heyet gezileri ile Iran pazarının kapısını daha da aralamak niyetindeler…

DERİCİLER YOLA ÇIKTI

İstanbul Deri Mamulleri ihracatçıları Birliği (IDMIB) öncülüğünde deri, deri konfeksiyon, ayakkabı ve saraciye sektörleri 12-17 Aralık tarihinde İran’a bir iş gezisi gerçekleştirecek. Bu geziye dört sektörden 30 işadamı katılacak. Tahran ve Tebriz şehirleri ziyaret edilip sektörler açısından potansiyelin araştırılacağı gezide işadamları arasında yüz yüze görüşmeler de organize edilmiş durumda. Tahran ve Tebriz’deki ‘ticari ateşeler’imizin katkılarıyla yapılacak bu birebir görüşmelerde iş bağlantılarının da gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Iran ayakkabıya yüzde 70’e yakın gümrük vergisi uyguluyor. Ancak iki ülke dış ticaret yönetimleri arasında yapılacak görüşmelerde ayakkabıya ve diğer deri ürünlerine de ‘gümrük vergisi indirimi’ talep edileceği beklentisi yapılacağı hakim.

Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Hüseyin Çetin, “Iran ile olan ticaretimizin artacağına inanıyoruz. Iran şu anda Türk ayakkabılarına yüzde 70’e kadar vergi uyguluyor ama yapılan müzakerelerde ayakkabıya vergi indiriminin talep edilmesini bekliyoruz. Ayrıca serbest ticaret anlaşması yapılmasının da çok büyük katkıları olur” diyor.

İran pazarı için tüyolar

■ İyi bir temsilci bulun
■ Mağaza açacaklar franchise vermeyi tercih etmeli
■ İyi bir bayilik teşkilatı kurun
■ Türk ürünlerine olan sempatiyi değerlendirin
■ İşbirliği ve ortaklıklar için zemin hazırlayın
■ Moda ve trend ürünler üretip satın
■ Pazar fiyata odaklı ama kaliteli ürüne aç
■ Bankacılık sistemi çalışmıyor; para dolambaçlı yollardan gidiyor
■ Birçok üründe ağır vergi yükü ile karşılaşmak mümkün

ADIMLAR HIZLANDI

Türkiye geçen yıl İran’a 6 milyon dolarlık ayakkabı ihraç etti. Bu rakam 2015’te 12 milyon dolara ulaşacak gibi görünüyor. Halen İran’dan yaptığımız ayakkabı ithalatı 1 milyon doları bile bulmuyor. Bu şartlarda bile önümüzdeki yıl İran’a ayakkabı ihracatımızın 15 milyon dolara çıkacağını tahmin eden Hüseyin Çetin, talep konusunda ise şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Iran moda ve trend ayakkabısı üretmiyor. Ancak halk hızla moda ve trend ayakkabıları giymeye başladı. Bu geçişle birlikte ciddi ayakkabı talebinin olmasını öngörüyoruz. Bununla birlikte ihracatımız kısa sürede ikiye katlanabilir” diyor.

Türk ayakkabıları daha çok aracılar kanalıyla pazara giderken Greyder, Cabani gibi markaların direkt satış yaptıkları biliniyor. Cabani Ayakkabı Yönetim Kurulu
Üyesi Cem Kubilay Kaban, bir buçuk ay önce şirket olarak pazarı analiz etmek için İran’a bir gezi gerçekleştirdiklerini belirterek sözlerine başlıyor. “Gümrük vergileri kalkarsa İran’a ne tür ürünler satabileceğimizi analiz etmek için bir seyahat düzenledik” diyen Kaban da pazarın geleceğinden çok umutlu: “Biz erkek ve bayan klasik ve moda ayakkabısı üreten bir firmayız. Halen pazarda ürünlerimize ciddi vergiler var ve bir serbest ticaret anlaşması yok. Ancak iki ülke arasındaki yumuşama nedeniyle vergiler düşebilir. Türk ürünleri İran pazarına uygun. Bilindiği üzere uçak krizi nedeniyle Rusya pazarında bir durgunluk var. Iran pazarı, Rusya’dan doğan açığı kapatabilecek büyüklükte. İran’a ulaşım da çok kolay. Pazar açılırsa bu ülke için ne tür ürünler üretmemiz gerektiğini planlıyoruz.”

PERAKENDECİLER ATAKTA

Türk perakende sektörü de İran seferi için harekete geçti. Ambargonun kaldırılmasının hemen ardından eylül ayında Türkiye’nin önde gelen perakendecileri 1-5 Eylül 2015 tarihinde Tahran’a çıkarma yaptılar. Birleşmiş Markalar Derneği üyesi 30 perakendeci beş gün süren inceleme gezisinden geleceğe yönelik oldukça umutlu döndüler ve hemen mağaza açmak için harekete geçtiler. İran’da mağaza açmak isteyenler, franchise verebildiği gibi kendisi de mağaza açabiliyor. Ancak sistem tam olarak oturmadığı için Iranlı bir şirkete franchise verilmesi tavsiye ediliyor ki Türk perakendecileri de bu yöntemi tercih ediyor. Edindiğimiz bilgilere göre BMD’nin gezisinden sonra LC Waikiki, Koton, Derimod, Penti, Mavi, Çilek ve Yataş, İran’a franchise verdiler ve kendi tabelalarıyla İran’da müşterilerini ağırlıyor.

Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı da olan Penti’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, “Penti olarak franchise verdik. Şu anda beş mağazamız var. 2016 sorunda 20 mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz” diyor. İran’da henüz kuralların oturmadığını bu nedenle pazar ile ilgili ‘temkinli bir iyimserlik’ içinde olduklarını belirten Kariyo, şu değerlendirmeyi yapıyor: “İran’da daha çok cadde mağazacılığı var. Ancak arzın düşük olmasından dolayı cadde mağazalarında kiralar pahalı. Fikri mülkiyet hakları da tam olarak oturmamış. Penti dahil birçok Avrupalı markanın taklit edildiğini gördük. Ancak bunlara rağmen pazarın çok hızlı gelişeceğine inanıyoruz.”

EN ÇOK İŞİNİ ARTIRANLAR

İran ile yapılan Tercihli Ticaret Anlaşması en çok hazır giyim sektöründe heyecan yarattı; çünkü hazır giyim ürünlerinde yüzde 100’e varan gümrük vergileri yüzde 40’a kadar düşürüldü. Bu haberle birlikte zaten Tahran’a ilk çıkarma yapanlar da hazır giyimciler oldu. İstanbul Ticaret Odası 1-4 Şubat 2015’te Tahran’da ilk kez Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon Fuarı düzenledi. 64 firmanın katıldığı fuardaki bağlantıların meyvesi de alındı. Bu yılın ilk dokuz ayında İran’a tekstil ve hammaddeleri ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 artarak 352.3 milyon dolar oldu. Hazır giyim ürünleri ihracatımız ise geçen yılın aynı dönemine göre Ocak-Kasım aylarında yüzde 72 artarak 107.3 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İran pazarı konusunda en baştan beri oldukça aktif olan ITO, 2016 Ocak ayında ise İran’da ‘Expo Turkey in Iran’ genel bir ticaret fuarı düzenlemeye hazırlanıyor. Türk tarafı Tah-ran’ı istemesine rağmen, Iran tarafı Tebriz’i önerdi. Şimdilerde organizasyon komitesi tarih ve yeri netleştirmeye çalışıyor. Laleli Sanayici ve işadamları Derneği (LAS1-AD) Başkanı ve ITO Meclis Üyesi Gıyasettin Eyyüpkoca, “Geçen yıl ITO öncülüğünde yaptığımız fuar çok iyi geçmişti. Yeni bir fuar yapmak istiyoruz. Hükümetimize de önerdik; tercihli ticaret anlaşmasının kapsamı genişletilmeli; özellikle tekstilde daha fazla ürünün vergisinin düşürülmesini öneriyoruz. TTA’nın kapsamı genişletilirse, İran bizim için Rusya’ya alternatif bir pazar olabilir” diye konuşuyor.

DEPO YATIRIMLARI ARTACAK

Bu arada İran pazarı ev tekstili sektörü için de önemli bir potansiyel vaat ediyor.

Türkiye’den İran’a 2014 yılında 87.5 milyon dolar ev tekstili ihracatı
yapıldı. TETS1-AD’m Başkanı Yaşar Küçükça-lık, İran pazarının Türk ev tekstili sektöründe iyi bilinen ve ticari geçmişi olan güçlü bir konuma sahip olduğunu belirtiyor. Şu anda İran’da faaliyet gösteren dört ev tekstili fabrikası bulunuyor. Küçükçalık, “İran’a yönelik fabrika yatırımlarının çok fazla gelişeceği kanaatinde değiliz. Bunun nedeni de coğrafi yakınlığımız. İran’dan alınan tüm siparişler kısa zaman içerisinde teslim edilebildiği için, bu yönde çok büyük bir atılım öngörmüyoruz. Ancak depolar ve ofisler açısından bakıldığında önümüzdeki dönemin daha hareketli geçmesini beklemek yanlış olmaz. İran’da organizasyonunu geliştirmek isteyen bazı sanayicilerimiz bu amaçla yeni yapılanmalara, konumlarını daha da güçlendirmeye çalışacaklardır” değerlendirmesini yapıyor.

“AMBARGO FİİLEN KALKMADI”

Elektrik-elektronik sektörü de İran pazarına açılmak için harekete geçmiş durumda. Örneğin, İran Enerji Bakanlığı’nın düzenlediği 15. İran Uluslararası Elektrik Fuarı’na Türkiye’den 34 firma katıldı. Bu firmalardan 13’ü TET (Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği) İlet URGE Takımı’nın üyesi olarak fuarda yerlerini aldılar. Bu fuardan ayağının tozuyla geçen hafta dönen TET Yönetim Kurulu Üyesi ve ATM Beyaz Eşya Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Besim Tuncay Oktayer, İran’da ambargonun fiilen 2016’nın Mart ayında kalmasının beklendiğini vurgulayarak sözlerine başlıyor. Oktayer, “İran’a halen para göndermek mümkün değil.

İran dışında bloke edilmiş paralar sorunu da çözülmüş değil. Mart ayı itibariyle bunların da çözülüp ülkeye büyük bir fon girişi olması bekleniyor” diye konuşuyor. Bu bekleyişin şimdilerde piyasayı daralttığını vurgulayan Oktayer, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Orada iş yapacaklara ilk tavsiyem iyi bir temsilci bulmaları ve iyi bir bayilik teşkilatı oluşturmaları. Yüksek kalitede ve cazip fiyatlı tüm ürünlere açıklar. Fiyat odaklı bir pazar. Ancak orada da Çin ve yerli rekabeti var. Beyaz eşya sektörü açısından ise zor bir pazar olduğunu düşünüyorum. Kendi sanayileri var. İçine kapanık bir endüstri olması nedeniyle beyaz eşya yan sanayileri gelişmiş durumda.”

AYDINLATMAYA TALİPLER

TET Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Öztürk ise, aydınlatma sektörü için İran’da önemli fırsatlar olduğunu dile getiriyor. Öztürk pazarla ilgili izlenimlerini şöyle aktarıyor: “ilet UR-GE Takımı ile Tahran’ın elektrikçiler çarşısı olarak bilinen Lalezar Çarşısı’nı da gezdik. Bu çarşıda son tüketiciye seslenen aydınlatma ekipmanları satılıyor.

İran’daki aydınlatma ürünlerinin Türk ürünlerine kıyasla yaklaşık 2-2.5 kat daha pahalı olduğunu gördük. Türk ürünlerinin kalite, tasarım ve fiyat olarak Iranlı tüketicilerin beklentilerini karşılayacak düzeyde.”

YENİ DÖNEME HAZIRLANIYOR

15. Iran Uluslararası Elektrik Fuarı’na katılan firmalardan biri de Teksan Jeneratör. Firmanın Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Burak Başeğmezler, İran’da yenilenme ve altyapı yatırımlarının hız kazanacağı yeni dönemin enerji sektörü için önemli fırsatlar barındırdığını belirtiyor. Başeğmezler, “Ambargo yasağına ve ağır vergi yüklerine rağmen Iran, geçtiğimiz yıllarda yakından takip ettiğimiz ülkeler arasında yer alıyordu. Yeni dönem ile çok büyük bir ticaret hacmine kavuşacağımızı öngörüyoruz. Fuarda kojenerasyon ve trije-nerasyon sistemlerimiz yoğun ilgi gördü. Ciddi bir potansiyelin olduğu gözlemledik” diye konuşuyor.

“ORTADİREK GELİŞİYOR”

Tam otomatik çamaşır makinesi, demir ve çelik kablolar, kazanlar da artık İran’a daha düşük vergi ile ihraç edilebiliyor. Alüminyum radyatör üreten ve İran’a da ihraç eden Radyal Isıtma Sistemleri’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sami Yılmaz, sektörlerindeki firmaların İran’a ilgisinin arttığını belirtiyor. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İran’a önümüzdeki dönemde radyatör ihracatımızın daha da artacağını düşünüyoruz. Ayrıca, kablolar, trafolar, elektriği dengeleyici şaftlar gibi ürünlere de talep var. Beyaz eşya markalarımızın orada mağaza açma çalışmaları yapması gerekiyor. Tüketici iyi ve kaliteli ürüne aç. Parası olan çok Iranlı var. Orada da ortadirek segmenti hızla gelişiyor.”

KİMYADA İHRACAT FIRSATLARI

Iran, temizlik ve hijyen maddeleri, ambalajları, kendi üretimlerinde kullandıkları boyar maddeler gibi hammaddeler açısından iyi bir ihracat pazarı. Kozmetik de İran’a mal satma anlamında hareket başlamış durumda. Zira Iran’h kadının kişisel bakımına düşkün olduğu özellikle de renkli kozmetiğe önem verdiklerini biliniyor. Tüm bu alanlarda Türkiye’nin yaptığı ihracat ‘kimya’ sektörü altında yer alıyor. Zaten İran’a en çok ihracat yaptığımız sektörlerin başında da kimya geliyor.

Bu yıl Ocak-Kasım döneminde İran’a kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı yaklaşık 465 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu arada İran’dan da petrol türevi ürünler olan plastik hammaddelerinde de ciddi ithalat yapıyoruz. Yeni dönemde iki ülke arasında kimyevi maddeler ve petrol türevi ürünlerindeki dış ticaretin daha da artması bekleniyor. Iran petrokimya alanında yıllık 55 milyon ton üretim yapıyor. Kendi ihtiyacı çıktıktan sonra bunun 46 milyon tonunu ihraç etmesi gerekiyor. Türkiye petrokimya üretimi yetersiz olduğu için de gerek plastikçiler gerekse plastik türevi ürünler üreten sektörlerin hammadde tedariğinde Iran önemli alternatif haline gelmeye başladı.

“BU FIRSAT KAÇIRILMAMALI”

13-17 Nisan 2016 tarih aralığında, Tahran’da yapılacak ‘Iranplast 2016’ fuarının Türkiye’deki tek temsilcisi olan PAGDER’in Yönetim Kurulu Başkanı Reha Gür, İran’ın mevcut siyasi sorunların çözümü yolunda atılan adımların ardından Türkiye için çok daha önemli bir ticari partner haline geldiğine dikkat çekiyor. Gür, “En fazla ürün ihraç ettiğimiz altıncı ülke durumunda olan İran’a 2014 yılı sonu itibariyle plastik mamul ihracatımız 198 milyon dolar düzeyinde. Hepimiz biliyoruz ki, bu mevcut potansiyelin çok küçük bir kısmı. İran, hammadde tedarik ettiğimiz ülkelerin önde gelenlerinden de biridir. Coğrafi yakınlık, kültürel bağlar, İran pazarının uzun süredir kapalı olmasından kaynaklanan hızlı büyüme potansiyeli, her türlü ürüne olan ihtiyaç, yeniliğe açık, tüketim eğilimindeki kalabalık ve genç nüfus nedeniyle kaçırılmayacak bir fırsat olarak görüyoruz” diye konuşuyor.

“ÜRETİM AVANTAJLI OLABİLİR”

Henien Dış Ticaret Genel Müdürü Uğur Dağılmaz, İran’a kimyasal katkı maddeleri satıp, daha çok mühendislik plastikleri aldıklarını belirtiyor. 2015 yılında ihracatlarının 5 milyon dolar, ithalatlarının da 2 milyon euro civarında olduğunu vurgulayan Dağılmaz, İran ile ihracatın artacağını düşünse de madalyonun diğer yüzündeki risklere de dikkat çekiyor. “İran’la ticaret yapan büyük firmalar orada KOBİ’lere iş kaptırmamak için farklı fiyat politikaları uyguluyorlar. İranlılar da bilinçli, her yerden araştırıp alıyorlar. Türklerin direkt orada iş yapması işbirliklerini ve ticareti artıracaktır” diye konuşuyor.

Kimya sektörü açısından İran’da üretimin avantajlı olduğunu belirten Dağılmaz, İran’daki iki serbest bölgede küçük operasyonlar için bir irtibat noktası kurmak istediklerini söylüyor. Dağılmaz’m başında bulunduğu Henien firması Kish ya da Qeshm Serbest Bölgelerinde yer almak için girişimlerini sürdürüyor.

FRANCHİSE VERDİ

Züccaciye sektörü de rotasını İran’a çevirdi.

Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında gümrük vergileri düşürülen ürünler arasında mutfak ve sofra eşyaları da bulunuyor. Ambargo döneminde de İran ile ticaretini kesmeyen sektör şimdi gelecek için daha umutlu. Sektörün duayenlerinden olan Korkmaz Mutfak Eşyaları Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Korkmaz, “Biz İran ile ticareti 15 senedir sürdürüyoruz. Yıllık 1.5 milyon dolarlık ürün satıyoruz. Ambargonun kalkmasıyla birlikte ticaret daha da iyi gidiyor” diyor. Bir yıl önce Tahran’da Iranlı bir şirkete franchise verdiklerini belirten Korkmaz, şu uyarıda bulunuyor: “İran’ın kendi sanayisi de iyi. ileride rakibimiz olabilirler. Iranlı kadınlar modaya düşkün; hatta bizden daha fazla modayı takip ediyorlar.”

İŞBİRLİĞİ OLANAKLARI

Iran yeni dönemde Türk firmalarının yatırım rotasında da bulunmalı. Enerjiden hizmete, her türlü sanayiden alt ve üst yapı yatırımlarına kadar birçok alanda İranlIlarla işbirliği yapılabilir. Zira Iran ambargonun kalkmasıyla birlikte yeri bir reform dönemine girecek.

Türk müteahhitleri Iran pazarını yakın markaja aldı. Türk müteahhitlik firmaları Iran pazarına ilk kez 1983 yılında, STFA’nın üstlendiği 73 milyon dolar tutarındaki liman inşaatı projesiyle giriş yaptı. Anılan tarihten sonra 20 yıl boyunca herhangi bir proje üstlenilmedi, 2004-2012 yılları arasında projeler yeniden yoğunluk kazandı. 2012 yılında 1.9 milyar dolar tutarında dört adet proje üstlenildi.

1983-2012 yılları arasında İran’da Türk müteahhitlik firmaları tarafından üstlenilen 45 projenin toplam tutarı ise 4.1 milyar dolara ulaştı. Ancak bu yılın eylül ayında İran’ın Ankara Büyükelçisi Ali Rıza Bikdeli’nin “Iran 10 milyar dolarlık yapım işini ihalesiz olarak Türk şirketlerine açma kararı aldı” sözleri müteahhitlerimizi heyecanlandı. Bu beyanatın ardından büyükelçiden randevu isteyip görüşen Türkiye Mütehhitler Birliği üyeleri iş arayılarını sürdürüyor. Ancak henüz sistem oturmadığı için temkinli yaklaştıkları belirtiliyor. Geçmişte yaşanan bir kaç kötü tecrübe Türk iş adamlarını endişelendiriyor. Ülkede GSM lisansı alan Turkcell ve Humeyni Havaalanı’n işletme hakkım alan Tepe-Akfen’n yapılan anlaşmalara rağmen saf dışı bırakılmaları İran’a ilişkin kötü haberler olarak hafızalarda yerini koruyor.

PAZARLAMA TAKIMLARI GİTTİ

Müteahhitler İran’da yeni iş kovalarken, son yıllarda yapı malzemeleri ihracatımız da artıyor. Geçen yıl Türkiye’nin yapı malzemeleri ihracatı 665.5 milyon dolar oldu. Iran pazarının gelişimine inandıklarım belirten İMMÎB (İstanbul Maden ve Metal ihracatçılar Birliği) Yapı Malzemeleri Komitesi Başkanı Serdar Urfalılar, “Türkiye-İran Tercihli Ticaret Anlaşması’nın da etkisiyle İran’a ihracatımızın artacağına inanıyoruz. İran’a yapılan yapı malzemeleri ihracatı 2013’ün ilk altı ayında 264 milyon dolarken, 2014 yılının aynı döneminde 380 milyon dolara çıktı. 2015 yılı aynı dönem içinde miktar aynı kayıt edilmiş olsa da değer olarak yüzde 19’luk düşüş yaşandı ve 307 milyon dolar civarında ihracat gerçekleştirdik. Altı aylık dönemde en çok ihracatı artan yapı malzemeleri gruplarının ise plastik inşaat malzemeleri, ağaçtan inşaat malzemeleri ve elektrik malzemeleri olduğunu saptadık” diyor.

Urfalılar, sözlerini şöyle sürdürüyor: “İran’da yapımı devam eden otel ve AVM projelerinin olduğunu biliyoruz. İran’a herkesin gözünü çevirmesi gerekiyor. İran’ın parası var ama har-cayamamış. insanlar da hak ettikleri lüks hayatı yaşamak istiyorlar.

Dünyada dış ticaret anlamında tüm ihracatçıları heyecanlandıran iki ülke var; biri Küba, diğeri İran. Zaten İran’da şimdiden her yer Uzakdoğulularla dolmuş bile. Tüm dünya buralara hücum etmiş durumda. Bizim de elimizi çabuk tutmamız gerekiyor.”

İran’a yönelik ambargonun sona ermesiyle kapılarını dünya ülkelerine açmaya hazırlanan İran pazarına göz kırpan Türk şirketleri hazırlıklarına hız verirken yıllar önce Iran konut piyasasına giren Kuzu Grup, 4 yılda 2 milyar dolarlık bir değerin oluşmasına vesile oldu.

2011 yılında Iran pazarını keşfeden ve 57 bin konutluk dev bir projeye imza atan, Türkiye’nin en büyük inşaat firmalarından Kuzu Grup’un yurtdışı pazardaki öncü konumunu da pekiştirdi.