İsfahan

HAmdi MERT

İsfahan

     Kum şehrinden sonra istikametimiz İsfahan idi. İran’la ilgili olarak Kanal A’da yaptığımız bir televizyon programında Hayri KIRBAŞOĞLU İsfahan’dan söz ederken, "Nısf-ı Cihan İsfahan" esprisini yapmıştı. Meğer bu bir gerçekmiş. İsfahanlılar ve İsfahan hayranları şehirlerini böyle tavsif ederlermiş. Tebrizliler ise bu espriyi "Nısf-ı Cihan İsfahan eğer Tebriz olmasa" diye değiştirmişler. Rehberimiz Ali EKBER bu tür latifelerle yolculuğumuzu şenlendirirken, arabamızın kaptanı gencecik "Kave HEMOŞVARİ"  ot-burç bitmeyen uçsuz bucaksız bozkırlara kahramanca dalıp çıktı. "Kave" Şehnâme’deki kahramanın adı.. Güçlü, kavî, cesur, kahraman demeye geliyor. "Hemoşvari" ise hoşgörülü, dingin demekmiş. Kave Hemoşvari işte böyle ismi ile müsemma bir İranlı civan..

     Kaşan şehri yakınlarında sağlı-sollu geniş bir alana yayılmış nükleer enerji üretim tesislerinin içinden geçiyoruz.

İSFAHAN ŞİİR GİBİ BİR ŞEHİR
     Ortasından nehir akıyor. Tıpkı bizim Adana’daki
"Seyhan" gibi.. Üzerinde şehrin bir yakasını öte yakasına bağlayan kemerli köprüler.. Bizim üzerinden geçtiğimizin adı "33 Kemerli Köprü".. Bahtsız Türk Hakanı Şah İsmail yaptırmış. İki katlı köprünün ilk katı 33 kemerli.. Üst katta ise 132 kemer bulunuyor. Bugün her iki kat da yayaların gezinti yeri olarak kullanılıyor.

     İsfahan şiir gibi bir şehir.. Tarihi İran mimarisi şehrin her tarafında fark ediliyor. Her mahalde yeşil kubbeli "Musalla"lar.. Musalla, Cuma namazı kılınan büyük merkez camiler demekmiş. Her camide Cuma namazı kılınmadığından ulu camileri diğerlerinden ayırmak için bu adı vermişler. Kubbelerin çevresi altın yaldız yazılarla çevrelenmiş. Konya’daki yeşil kubbenin şehre serpiştirildiği düşünüldüğünde İsfahan’ın bir yeşil renk kubbeler kenti olduğu kolayca anlaşılır.

     Kuşkusuz İran’ın bütün şehirleri öyledir, ama İsfahan’da otel, dükkan ve işyerlerinin üzerindeki tabelalar sanki şiirden tablolar:

     · Kitab-ı Naşiran-ı İsfahan

     · Defterhâney-ı İzdivaç ve Talak

     · Nigaristan-ı Sanizâde

     · Meydan-ı Nakşı Cihan

     · Hıyaban-ı Sefa

     · Gülistan-ı Nümune

     İnsana demir, çekiç tangırtılarını hatırlatan otomobil tamirhanelerine bile "tamirgâh" deyip inceltmişler.

DİNGİN İNSANLAR
     İran’ın diğer şehirleri de öyle mi bilmem. Gezip, bakıp göreceğiz. İsfahan’ın insanları da asude, insanî fazilet olarak bilinen huylarla müzeyyen.. Otel resepsiyonundan trafik muhaverelerine, toplu yemek sohbetlerine varıncaya kadar bu alışmadığımız manzaralarla karşılaştık. Şehrin trafik-yoğun bir caddesinde küçük bir kazaya sebep olduk. Kendi şeridinde giden bir lüks otomobilde ön kapıdan arka kapı ve çamurluğa kadar çizgiler ve izler oluştu. Bizim arabadakiler özür dilemek için koşuştuğunda arabasından aşağı bile inmeyen adam bizimkileri teselli etti ve kartvizitini uzattı..
"Başınız ağrırsa beni arayabilirsiniz" dedi ve yoluna devam etti. Yol arkadaşlarım şaşkınlıktan kalakaldılar. Akşam adamı arayıp konuştuklarında ise mağdur arabanın sahibi bizimkileri taltif edip uğurlamış.

     Doktora eğitimi için iki yıldır Türkiye’de bulunan Tebrizli rehberimiz Ali Ekber’in yüzüme bakıp "Burası böyle.." deyişi karşısında ülkem adına bir acı eziklik hissettiğimi saklayamam.

     Aynı duyguları kaybettiğim okuma gözlüğümün yerine yenisini almak için uğradığımız göz doktoru ve gözlükçüde de yaşadım: Sıra bekleyen hastalarına rağmen, Türkiye’den ve yolcu olduğumuzu anlayan sekreter beyin bizi doktora taşıyışı; ağırbaşlı ve sevimli doktor Abdülmeşal Hayyanî Bey´in kaç aletten geçirdikten sonra göz numaramı tespit ederken, şeker-tansiyon... beni adeta çek-up’tan geçirişi; en yakın gözlükçüye gönderirken telefonla talimatlar verişi; gözlükçünün bir saat içinde beğendiğimiz en güzel çerçeveyi gözümüze takarak gönderişi, İran ve İsfahan hakkındaki izlenimlerimizin bir önemli köşe taşı oldu. Doktor ve gözlükçünün bizden aldığı ücreti, ülkemin doktor ve gözlükçülerini –bizde de kuşkusuz istisnaî güzellikler bulunduğunu not ederek- rencide etmemek için yazmıyorum.

     Kaldığımız ve adı "Beş Cennet (Heşt Bihişt)" olan nezih, temiz apart oteli de unutmamalıyım. Fiyatı tam tamına yarıya düşürüşlerini; Türkiye’ye ve şehir içine açtığımız telefonlardan ve internet hizmeti vermedikleri halde bizim için özel olarak hazırladıkları imkândan ücret almayışını rehberimizin pazarlıkçılığı yanında ev sahiplerimizin İran ve İsfahan görgüsüne vermek zorundayım.

     Mütakip yazımda sizlere Hafız ve Sadi’nin şehri Şiraz’dan söz edeceğim...